sen, beni

ve sen beni güzelliğinle kandırırken.

new and old

"The exciting thing about all this is that as it is new it is old and as it is old it is new, but now we have come to be in our way which is an entirely different way."

"I've not yet looked straight into hell in a movie theatre."

werner herzog

"ve insanın normal, erdemli bir isteğe sahip olması gerektiği fikrine nereden kapılmıştı bütün bu bilgeler?"

d.

inland empire or inbrain umpire


şizofreni mühendisi david lynch'in, bir kadının zihnine endoskopi yapan devasal labirenti. burada beyazperdeye tersten bakmak gerekiyor, anlayacak birşey yok çünkü olay çok net, herşeyi görüyorsunuz. atmosfer ve müzikler (krzysztof penderecki'den daha uygun bir besteci düşünülemezdi) kusursuz.

plak üzerindeki iğne, labirentin aslında doğrusal olduğunu söyleyen borges için dönüyor/duruyor.

so strange what love does,
when you are all alone.

inside the RIAA

misanthropy

David'dir, ne yapsa yeridir.


David Lynch'in Inland Empire DVD'sini sabırsızlıkla beklediğimiz ve açıklanmış soundtrack listesinde yer alan ve benim şahsen ölüp bittiğim Krzysztof Penderecki gibi nev-i şahsına avangard polonyalı bestecilerin rüyalarımıza girdiği şu günlerde, Kemal Aysel'in bu sabah verdiği bir haberle şu sıcak yaz günüm neşelenmiş bulunuyor:

Şu sayfada David Lynch'in top 10'inde süper bir albüm olarak 1. sırada "Mustafa Özkent ve Orkestrası, Gençlik İle Elele" yer alıyor. 7. sırada ise Ömer Faruk Tekbilek yer edinmiş. Bu adama bayılıyorum.

bir ruh disiplini

A.H. Tanpınar'ın Huzur'unda, Mümtaz karakteri için kadın güzelliğinin iki kriteri vardır:

1. İstanbullu olması.
2. Boğaz'da yetişmiş olması.

Yine ayni romanda Tanpınar aşkı şöyle tanımlar:

"...bir ruh disiplini..."

çok değil ama düzenli ve disiplinli çalıştım.

sevgili matthew, nasılsın iyi misin? umarım iyisindir. beni sorarsan iyiyim.

insanlar arası ilişkiler (insanlar ilişki kurmak dışında başka şey yapıyorlar mı ki?), tek taraflı bol monologlu paranoyak platonikler, söküp almak isteyenler ama bunun için fazla kibar olanlar, karşısındakinin aşırı ilgisini sevgi zannedenler, biraz bekliyim belki hissetmeye başlarım diye düşünenler, bazı şeyleri daha net görmeye başlamış olanlar, karşısındaki insanı çok ilginç bulanlar, yenilgiyi de kabul etme olgunluğuna erişenler, hatta ve hatta beautiful loserlar için bir albüm "asa breed". bol tekrarlı neredeyse anlamını kaybedip loop'ta yeniden var olan hipnotik vokaller, gifiçik gufuçuk tatlı pop ritmler, gerektiğinde ise sade bir akustik gitar silsilesi ile insanı dansederken düşüncelere gark eden, kafası karışık kentli shoegazer ve minimal vokalli technocu gençler (yani türkiyenin %48'i) için bence süper tatlı bir albüm olmuş. don and sherri ve give me more'a dikkat etmekte fayda var. matthew'ın albüm için verdiği pozda, ben insanları çözdüm minvalinde bir obi van kanobi duruşu yakalamış bulunuyorum.